duygulu matkap

anneee, bittim.

6 yorum

mikroduygu

"gözlerimin içine bak" dedi ve ekledi: "ilk gülenin bacağını sksinler." ulan dedim, ne biçim bir kadınlayım; aldırmadım, sıcağından başkasına aldırmıyordum zaten. sıcağımızın olacağını ilk öğrendiğimde kendimi çok çaresiz, ona mecbur hissetmiş, annemin "dolapta hazır var, ısıtır yersin" dediği aklıma geldi. yoksa, vakti geldiğinde beni ısıtıp yiyecek miydi?  hatta bir ara aldırmayı bile düşündüm!

bu beni bir yandan heyecanlandırıyor, bir yandan da tedirgin ediyordu: en sıcak mı olacaktım, ara sıcak mı? yoksa öğrenci evine kargoyla gelen anne yemeği mi? işte böyle başladı, şimdi sıcağını hiçbir yaza değişmem.

6 yorum

derin bekleyiş

bekledim; gelmeyince yarıya kadar doldurduğum küvete girdim, dileklerimi kestim ve yine bekledim. epey bekledim, bir bok olmadı. suyu açıp anıra anıra ağladım duş telefonunun altında; her neyse adı, zaten hiç öğrenemedim. sonra nasıl olduysa yine o telefonu elime alıp şarkı söylerken buldum kendimi. amk, tam gavur olmuştum, bunca şeyin ardından üstüm çıplak ve yalın ayakla çıkmazsam birşeyler yarım kalacaktı.

8 yorum

son kafayı at da git

öyle yürekten seviyorsan, git tokuş bence. evet tokuş; ben sevgilinin birbirine eğilirken kafadan çarpanını severim. herifin burnunun üstüne kafayı koyduğu gibi sızlatan kadın, bizim kadınımızdır. bu şartlar altında taraf tutmaksızın tokuşma sonrası gülüşmenin varlığını destekler, acısa da acıdı diyemeyen dile kurban olurum. 

5 yorum

yalnız bey’in göçü

kabak tatlısını sevmek ama bir türlü erişememek, işte bütün meselesi bundan ibaret. olsa şöyle iki tabak, yapacak önünde tüm gün ibadet. bugün de puding var, hadi bununla idare et. ocakta hazır çorba, karıştırmazsan topak olup ağza gelecek, acele et.

8 yorum

anneciğim

anneme doğum günü kutlama mailim.

a benim garip anam; prens william’a “biz onları çağırmadık düğüne, onlar da bizi çağırmadı” diye küsen anam.

sen bu maili okurken ben sana “mail nasıl okunur” bunu tarif etmiş, kulağı telefondan ter içinde kalmış bir vaziyette olacağım; hep zoru seçiyorum ben anacığım senin gibi.

şimdi yanında olsam, potuk gibi kendimi sana vurup sevdirirdim ama gurbet aramızda bir yara, kaşınıyor. sizleri çok özledim, olsan da sırtımı bi’ çiğnesen. hiçbir ayak bana seninkiler gibi basmıyor annem.

doğum gününü kutlar, kıymetli yanaklarından öperim. ağlarsan çocuğum olunca keserim bak.

seni her şeyden çok seven sarı oğlun.

5 yorum

bul*aşık

kendimi üzdüm üzdüm; birikmiş bulaşıkları kliplerdeki deli karılar gibi tezgahtan tüm kolumla sıyırıp “ahahahah” diyerek güldüm mü ağladım mı bilmiyorum. çok acaipti oğlum, kadınların duygusallığının sebebi bence bu bulaşıklar. iki gündür şu hareketi yapabilmek için kendime çektirmediğim aşk acısı kalmadı. sıyırıp atmak için bu kadar çile varsa, yıkamak, şefkatle ovmak için neler çekiliyordur? acil anneme danışmam gerekiyor; o zamanki aklın olsa beni doğurur muydun diye. kendimi tencere gibi hissettim lan?

11 yorum

ismin ev hali

çöp kokar, şişeler yer tutar; lakin sana bir yumurta bakar. kopya çekmek gibi olmasın, komşunun kızartması çok hoş kokar. kapıcı kapıya ekmek takar, kızartmanın kokusu beni, hafif acısı komşuyu yakar. zaten yere yatınca bana bir lambalar bakar.