duygulu matkap

anneee, bittim.

1 note

hayatın kaşarı

“biz yaşamanın piçi olduk; insanların taksicisi” diye laf duydum bugün. ona bakarsan tıraş da oldum bugün; hepsini anlatmıyorum. aradan kaydadeğer olanları alıp aktarıyorum. kim neyi bekliyor, onu anlıyorum; biliyorum canım ben o ne kurnaz. gerçeklerin arasına cin biber koyup yiyorum ben kahvaltıda. çay diye taş demliyorum, oturmadan içiyorum. hey yavrum hey. yavrum dedim de, iki yarım döner söyle de yiyelim hadi kank.

2 notes

skyrim böyle hayatı

yeni aldığım the elder scrolls v - skyrim oyununda bir hevesle ilerlemeye, daha doğrusu konuyu çözmeye çalışıyorum. oyunun bir bölümünde, ekip olarak daldığımız bir dragonu, ben kaleye tırmanmaya çalışırken indirmişler. hayvanı inceledikten sonra kaleye dönüp karaktelimle krala: “ben öldürdüm kralım” diyebildim. normal hayatta yapamam şunu; ödüller, başarımı kıskanmalar, bir anda efsane oldu karakterim. bu gece nasıl uyurum bilmiyorum.

1 note

mah soon mah posible

sen kucağımda, tüm masumiyetin de senin kucağında yatıyorken, o muazzam, güneşin bile parlaklığından utanacağı, tüm renklerin, seninkilerin rengini gördüğünde renklerine kepenk çekeceği saçlarına ayaklarımı “ayaklarım taraklı, ehe” diyerek daldırmasaydım iyiydi. ben olsam ben de basardım tokadı; evlat olsa çekilmez o çile. hele heyecan yapıp sana durumu çaktırmamak için “tarağa dolanan saçlarından bileklik yapmak istedim bir an” dediğimde halimi görse mahsun kırmızıgül film hazırlıklarına başlardı.

5 notes

ben hep senin için dövüşürdüm

yanımızdan geçen johnny depp’i gül satan çingene sanıp “abim git, bu kız halamın kızı” dediğim günü hiç unutmam. elindeki gülün sebebini de hala anlamış değilim zaten. o yolda yürürken geçen dondurma kamyonları ne bileyim, kaykaylı çocuklar neyim hepsi batının uydurmasıydı sanki. sana gelince bebeğim, sen orada açan bir çiçek gibiydin. sanki hepimizin nutku tutulmuş sana bakıyorduk; ama “bu piçler ne bakıyor lan?” diye kavga çıkarmayaydım iyiydi, hollywood’da olduğumuzu unutmuşum, kim derdi ki chuck norris ile karşılaşacağımızı?

7 notes

her şey tekrar ediyor…

her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor…

6 notes

kelepir ticaret malı ilanıdır

ilandır:

orta yaşı aşkın kesime hitaben, dizilerden esinlenip üretilen eşya akımına dahil olmak kapsamında, kuyumculara sipariş ettiğim “ceyyar yüzüğü”, halıcılara sipariş ettiğim “nejat uygur’un basılmamış halısı” ve işinin üstadı, torna tezgahının efendisi olarak adlandırabileceğimiz zat-ı muhterem bir şahsın elinden çıkma, zeyna’nın o muhteşem “halkası”, 999’ar adet olmak üzere (birer adet hatıra için aldım) depomda mevcuttur.

ilgililerin bilgekb@gmail.com ile irtibata geçmelerini rica ederim.

3 notes

vpills’e cevabımdır

merhaba sayın yetkili,

sosyal medya uzmanlarınızın düzenli olarak, naçizane bana gönderdiği penis büyütücü ilaç reklamlarınızın yine naçizane zihnimde hiçbir mana kazanmadığını size söylemek istedim. şayet yalnız bir birey olarak tam olarak neyi hedeflediğinizi anlayamadım; dev bir penise sahip olup, iki bira içtikten sonra dev çüküme sarılıp ağlamamı mı ima etmeye çalışıyorsunuz? “sen çare bulamadın, biz çareyi sende bulduk” subliminali mi var burada? ben sizi anlayamadım, siz beni anlarsanız yazışalım, ok?

1 note

farklı olalım derken, yani..

insanlar bir araya gelip çağın icatlarını, süper yapılı bilgisayarları, ne bileyim görsel destekli işletim sistemlerini neyim oluştururken, dikkat ediyorum da biz ancak hesap oluşturuyoruz. evet hesap, ne olacağıdı bedava mı yedirip içirecekti? bir de bacamız iyi çalışıyor şimdi, laf söyletmem! zaten ben steve jobs olsam, dükkanı kendim acacağım, bereketli olsun diye diye talebi karşılayamaz batardım. bir yerden veriyor bir yerden alıyor, ya ya.

1 note

mesela

kalbimi seninle bastım, resmen suç üstü oldu; gözlerime inanamadım, daha çok yüreğimin sesini dinlerim. yabancı filmlerdeki marjinal ajanlara özendim bir kere, iç gidenlerimi dinliyorum; giden değildi başka bir şeydi sanki, neyse. ne diyordum; kendimi seninle bastım, içine kalmak istiyorum. laf olmadan bir çaresine bakalım, başka bir şey olduralım; aşk olsun canım yaa.

1 note

ilk gülüşte aşk

diş taşlarımı dünyanın en güzel yarım adası olarak gördüğüm ağzının salyasında sektirmek istedim, utandım da bu isteğimden. dişlerin o kadar güzel ki, seyretmesi yani; korumak için kepenk yaptırmış sanki bu eserin mimarı. ne vakit aklımda görsem, obama’nın beyaz sarayı oraya taşıyacağından korkardım, ağlardım.

üstada saygım sonsuz ama, hem atilla hem de ilhan olunca iki enişte gibi, sanki iki bacanak gibi oluyor be usta.

4 notes

mansur ark

mansur ark bir ninjaydı ve her ninja gibi kaybolma numarasını yaptı; fakat yeşil kuşakta olduğu için, nasıl dönülecek gösteren olmamış. şimdi ninjalar ve ünlüler aleminde sıkışmış durumda. yani türk müziğinin arasına mansur ark sıkışmış, anladın sen onu.

3 notes

boşdüşün adamı

pazar günleri iş olmayınca boş düşünmeye bolca vakit oluyor. bu hafta aklıma gelenin içinden ben de çıkamadım, durun hemen paylaşayım.

dr, dolorean’i ver de bi’ tur atalım.

nasıl kızlar? kafanız kaybolmaya başladı mı?

3 notes

tayt-il

bu sene de başkalarının tatil fotoğraflarından kolajlar yaptım, kafamı koydum denizlerine boy verir gibi. suyunuz çok güzel geldi, artık siz de gelsenize? ben artık, karar verdiğim bir sene tatile gidip de denize girebilmekten korkar oldum; “o sene miami’nin sıcağından kaçan köpekbalıkları mı basar türk sahillerini, denizden bulaşan bir mikrop nedeni ile herkesin kulağının zarı mı iltihaplanır, kim bilir?” diyerek, sırf siz tatilin tadını çıkarın diye gitmiyorum. tatile gidenlere mani olmamak, onlar yokken şehirlerin bekçiliğini yapmak adına ettiğim fedakarlıkları hiçe saymadan sıçtığınızı bile fotoğraflayıp paylaşmanıza çok müteşekkirim, bana her şeyi oradaymışım gibi yaşatıyorsunuz. ok, bye. kib. aeo. 

not: seneye okey ve istiridye kabuklu fotoğraflara ağırlık verirseniz, aklımda bir çalışma var.

4 notes

mikroduygu

“gözlerimin içine bak” dedi ve ekledi: “ilk gülenin bacağını sksinler.” ulan dedim, ne biçim bir kadınlayım; aldırmadım, sıcağından başkasına aldırmıyordum zaten. sıcağımızın olacağını ilk öğrendiğimde kendimi çok çaresiz, ona mecbur hissetmiş, annemin “dolapta hazır var, ısıtır yersin” dediği aklıma geldi. yoksa, vakti geldiğinde beni ısıtıp yiyecek miydi?  hatta bir ara aldırmayı bile düşündüm!

bu beni bir yandan heyecanlandırıyor, bir yandan da tedirgin ediyordu: en sıcak mı olacaktım, ara sıcak mı? yoksa öğrenci evine kargoyla gelen anne yemeği mi? işte böyle başladı, şimdi sıcağını hiçbir yaza değişmem.