duygulu matkap

anneee, bittim.

3 yorum

bilge k (28)

“bir takım hayali kurgulara dahil olan bilge k., ilerleyen zamanlarda engelleri tek bildiği yol “dns ile tüm engelleri kaldırın xDxD” uygulasa da, çaresiz sonuna engel olamadı. boğularak hayalini kaybeden bilge k. (28), ailesi sinir krizi geçirirken, hayalsiz bedeni ssk’lı bir işe defnedildi. acılı törende yakınları bilge k.’nın avatarını kapak fotoğrafı yapıp, unutmayacağız ://// mesajları gönderdi”

4 yorum

9 Plays
Mustafa Sandal

acıyı bastırmak için ekmeğin içini yemek çok ironik; dışının katı yerlerini çorbaya doğra da ye, ol biraz tombik. dur hemen kalkma, çay koyduydum arkasına; yalnızken ne masa örtüsü temiz, ne de bulutlar komik.

6 yorum

erik’s son

bu sıralar çok duygusalım; galiba boşum diye. gurbet elden döndüğümden bu yana 2 ayı geçti-oldu, emekli gibi gezmekteyim. duygusalım diyordum; kah mahallenin giden gelinlerinin arkasından anasından çok ağlıyor, kah atari salonunda aduket çeken ryu’dan için “bu çocuğun çektiğini bi’ ben bilirim, left-down-right-hp” derken buluveriyorum kendimi. dün gece de erikler için ağladım: “eski tadı yok, ne oldu kim bilir?”. başka bi’ erik sezonunda görüşmek üzere, hoşkalın.

2 yorum

kuşak farkına inanmıyorum ama bi’ ergenlik var. bana göre, her ergen kendi içinde kuşağıyla geziyor. mesela ben; pasif biri olsam da, kuşaklar arası hiç sıkıntı yaşamıyorum. dedeyle dede olup, yanlışlara ayar verirken, 5 dakika sonra gidip torunuyla itlik peşinde koşabiliyorum. hele babayla oğul arasındaki farkın üzerinde buzdaymışçasına artistik patinaj yapayım ki, seyretmeye doyamazsınız.

en büyük eserim “amcam olmadan asla” ‘yı son zamanlarıma yakın yazdım. 

diyeceğim o ki, dönemin getirilerini kabul edebildikten sonra, ne huysuz ihtiyar kalıyor, ne de serseri genç. armani kuşağı da belimize sarıp, aman yel girmesin diyoruz.

2 yorum

borusana girmiş çalışıyor

dün gece yine kötünün iyisi rüyalarla boğuştum: rüyamda, pavyonda sazcı olmuş, “bir derdim var ayça, tutamıyom içimde. anlasanaaa anlasanaaaa” diye ankara havası söylüyor, bir yandan da “akşama gelecem hacı baban evde mi?” diye mesaj çekiyordum. bu sıralar metal müziğe kendimi çok kaptırdım, bilincimin altındakileri yerinden oynattım anlayacağınız. yani sizin anlayacağınız “dara düştüm ben dara, ateş düştü şalvara, elleme oğlum yansın, bacak görsün angaraaaaağ”.

2 yorum

lazca

yoğun iş stresi yaşayıp “yetti gayrı daaa” diye birden ayaklandım. arkadan bir ses “yetmesun yetişsun, yetmesun yetişsun” dedi. karadeniz şivesini taklit edenin patron olduğunu tahmin edemeyip “ebenun amu” dedim. “ne diyorsunuz bilge bey” demesiyle arkadan konuşanın patron olduğunu anladığım gibi aklıma ilk gelen “lazcada sabahlarız sorun değil demek istedim, ehe” diye kıvırmam bir oldu.

zaten olaydan iki gün sonra da askerliğim bahane edilip işten çıkarıldım. arkadaşlara veda ettikten sonra ex-patrona “nana ovalu (ananı skim)” dediğim gibi topukları götüme vura vura kaçtım.

daha sonra başvurduğum bir işe cv verirken de, referanslar bölümüne ex-patronun adı ve soyadını temel idrisoğlu olarak verip, yanına telefon numarasını iliştirdim. işe kabul edilmememin sebebi olabilecek tek etken buydu ama onun o anki halini düşünmek bana 2 dakikada emekli olmuşum gibi keyif verdi.

emeklilik keyifli midir onu bilmiyorum.

1 yorum

dörde özlem

özlüyorum bebeğim; martılara mr and mrs. smith attığımız günleri özlüyorum ve acıyorum kıyıya güp güp vuran dalgalara evde yokmuş numarası yapan yalancı mahluklara. bölüyorum ortadan ikiye ata ekmeğini, içini çıkarıp tepiyorum ağzıma; tıpkı eskiden yaptığımız gibi. hala kabuğunu ne yapacağımı bilemiyorum ve ineği olan birinin gelip almasını bekleyen, sevap olur diye düşündüğümüz diğer poşetlerin yanına asıyorum. en çok da neyi özlüyorum biliyor musun; her sabah beşi bir yerde gibi koluma taktığın çöp poşetlerini. ev koktu bebişim ya.

3 yorum

skyrim böyle hayatı

yeni aldığım the elder scrolls v - skyrim oyununda bir hevesle ilerlemeye, daha doğrusu konuyu çözmeye çalışıyorum. oyunun bir bölümünde, ekip olarak daldığımız bir dragonu, ben kaleye tırmanmaya çalışırken indirmişler. hayvanı inceledikten sonra kaleye dönüp karaktelimle krala: “ben öldürdüm kralım” diyebildim. normal hayatta yapamam şunu; ödüller, başarımı kıskanmalar, bir anda efsane oldu karakterim. bu gece nasıl uyurum bilmiyorum.

2 yorum

mah soon mah posible

sen kucağımda, tüm masumiyetin de senin kucağında yatıyorken, o muazzam, güneşin bile parlaklığından utanacağı, tüm renklerin, seninkilerin rengini gördüğünde renklerine kepenk çekeceği saçlarına ayaklarımı “ayaklarım taraklı, ehe” diyerek daldırmasaydım iyiydi. ben olsam ben de basardım tokadı; evlat olsa çekilmez o çile. hele heyecan yapıp sana durumu çaktırmamak için “tarağa dolanan saçlarından bileklik yapmak istedim bir an” dediğimde halimi görse mahsun kırmızıgül film hazırlıklarına başlardı.

6 yorum

ben hep senin için dövüşürdüm

yanımızdan geçen johnny depp’i gül satan çingene sanıp “abim git, bu kız halamın kızı” dediğim günü hiç unutmam. elindeki gülün sebebini de hala anlamış değilim zaten. o yolda yürürken geçen dondurma kamyonları ne bileyim, kaykaylı çocuklar neyim hepsi batının uydurmasıydı sanki. sana gelince bebeğim, sen orada açan bir çiçek gibiydin. sanki hepimizin nutku tutulmuş sana bakıyorduk; ama “bu piçler ne bakıyor lan?” diye kavga çıkarmayaydım iyiydi, hollywood’da olduğumuzu unutmuşum, kim derdi ki chuck norris ile karşılaşacağımızı?

8 yorum

her şey tekrar ediyor…

her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor… her şey tekrar ediyor…

8 yorum

kelepir ticaret malı ilanıdır

ilandır:

orta yaşı aşkın kesime hitaben, dizilerden esinlenip üretilen eşya akımına dahil olmak kapsamında, kuyumculara sipariş ettiğim “ceyyar yüzüğü”, halıcılara sipariş ettiğim “nejat uygur’un basılmamış halısı” ve işinin üstadı, torna tezgahının efendisi olarak adlandırabileceğimiz zat-ı muhterem bir şahsın elinden çıkma, zeyna’nın o muhteşem “halkası”, 999’ar adet olmak üzere (birer adet hatıra için aldım) depomda mevcuttur.

ilgililerin bilgekb@gmail.com ile irtibata geçmelerini rica ederim.