mah soon mah posible
sen kucağımda, tüm masumiyetin de senin kucağında yatıyorken, o muazzam, güneşin bile parlaklığından utanacağı, tüm renklerin, seninkilerin rengini gördüğünde renklerine kepenk çekeceği saçlarına ayaklarımı “ayaklarım taraklı, ehe” diyerek daldırmasaydım iyiydi. ben olsam ben de basardım tokadı; evlat olsa çekilmez o çile. hele heyecan yapıp sana durumu çaktırmamak için “tarağa dolanan saçlarından bileklik yapmak istedim bir an” dediğimde halimi görse mahsun kırmızıgül film hazırlıklarına başlardı.