duygulu matkap

anneee, bittim.

3 notes

paris’in bayırları

paris’te geziyorum, gözlerim kapalı. parfüm kokusu, ucuz kanyak kokusu, oje kokusu, kaju kokusu.. iki türk’ün kendi arasında konuştuğunu, uzun ve esmer olanın diğerine “şuna soralım olm, bulamayacağız bence” dediğini duyuyorum. “şu” dedikleri benmişim: ingilizce olarak “buranın tarihi telefon kulubelerini nerede bulabilirik?” arkamızda eiffel kulesi, champ de mars’da beynime kan sıçrıyor. 
“sultan ahmet’te kime sorsanız söyler.” diyorum. arkamda bir grup parisli, elleri önlerinde bağlı, kafaları öne eğik, saygıyla ve imrenerek bana bakıyorlar. içlerinden seyrek saçlı olan “ağabey, helalin var. bize pizza kulesinin paket numarasını soranlara, çemberli taşı merak edenlere, özgürlük heykeli kız mı erkek mi lan, o ne öyle tövbe diyenlere senin kadar seri cevap veremiyoruz.” diyerek sözcülüklerini yapıyor.
haklı gururumu da alıp gidiyorum ağır ağır. paris bana doğru geliyor, filmlerdeki gibi. zaten araba yarışı oyunlarında da araba duruyor yol geliyor.

  1. lowman posted this